Tüm illerdeki

Mobilya

imalatçılarını görüntülemek için tıklayınız


Bu portalın amacı Türk mobilya sektörünün gelişimine katkı sağlamaktır. Türk mobilya sektöründeki rekabet olgusu, kaynakları ve sektörün performansının sürekliliği, sektörün ulusal ekonomideki önemi, oluşturduğu istihdam ve ihracattaki payı nedeni ile tarafımızca portallaştırılmaya değer olarak görülmüştür. Mobilya imalat sektöründe faaliyet gösteren girişimci firmalara yeni pazar olanakları yaratmak portalımızın temel misyonudur.

Bu portal aracılığıyla imalatcılar ulusal bazda kendilerini tanıtabilirken alternatif hammadde ve tedarik kaynaklarına ulaşabileceklerdir. Sizlerden gelen görüş ve önerilerle kendini sürekli geliştirip yenileyerek yayın hayatına devam edecek olan bu portal mobilya sektörünün nabzını tutacaktır.

soliki
« MAKALELER / Geri Dön / Türkiye de mobilya imalat sektörünün gelişimi

1990 lı yıllara kadar geleneksel çizgisini devam ettiren Türkiye Mobilya sektörü bu tarihten itibaren sektöre orta ve büyük ölçekli firmaların katılımı ile ülke imalat sanayi içindeki payını ancak % 3 e çıkarmıştır.

Sektörde  direk olarak 100.000’in üzerinde kişi istihdam edilirken bu alanda faaliyet gösteren işletme sayısı ~ 30.000’İ bulmaktadır. Sektörün ana hammaddesini temin eden orman endüstrisi ve dolayısı ile orman  köylüleri ile birlikte çalışan sayısı  8 milyon kişiyi bulmaktadır. Bu ise  Nüfusun %12’sinin  orman, orman ürünleri ve mobilya sektöründe istihdam edildiği anlamına gelmektedir.

Mobilya sektörü son 15-20 yıl içerisinde orta ve büyük ölçekli işletmelerin sayısındaki artışla önemli bir gelişme sağlamıştır. Bunun  sonucu olarak 2001 yılından itibaren dış ticaret dengemiz bakımından sektör artıya geçmiş ve yıllık %154 ithalatı karşılama ve %13 lük büyüme oranı yakalamıştır.

Dünya’nın en büyük Mobilya Pazarı olan Avrupa Birliği’ne  ve modern anlamda mobilya kültürü ile yakın zamanda tanışan Orta Doğuya yakınlığımız ve son 5 yıldaki ekonomik ve siyasi istikrarı dikkate aldığımızda Türkiye’de mobilya sektörünün gerekli şartları ki - yazının ilerleyen bölümünde değinilecek- sağladığı zaman  ileriki dönemlerde de hızlı gelişimine devam edeceği düşünülmektedir.

2005 yılı itibariyle, Dünya Mobilya üretimi 220 milyar $’ı aşmıştır. Bunun 150 milyar $’ı   iç talep tarafından tüketilirken  70 milyar $’lık bölümü uluslararası ticarete konu olmuştur.Türkiye Mobilya Sektörünün  üretimi ise   6 milyar $’ı aşmıştır. Bu rakam kereste, parke, yonga levha, lif levha, kaplama ve kontrplak üretimiyle birlikte ~ 8 Milyar $ dır. Mobilya ihracatı 2005’te bir önceki yıla göre % 25 1999 yılına göre ise % 500 artış  göstererek 760 milyon $’a yükselmiştir.

Türkiye’nin Dünya Mobilya ihracatındaki payı da her geçen gün artmakta olup 2001 yılında % 0,34 iken 2005 yılında % 0,70 seviyesine çıkmıştır. Gelinen nokta itibari ile durum sevindirici, ancak  ülke potansiyeline göre oldukça düşüktür. Türk mobilya sektörünün,  dünya mobilya ticaretinden aldığı payın   %5 ‘e çıkarılması orta vadede hedef olarak  alınmalı ve bunun gerçekleştirilmesi  için çaba içine girilmelidir.

Tüm veriler gelişen ve büyüyen bir pazara işaret etmekle birlikte her geçen gün artan küresel rekabet, işletmelerin stratejilerini sürekli canlı tutacak ve hedeflerini gerçekleştirecek, bilgi, teknoloji ve insan kaynağını en verimli şekilde  yönetmesini mecburi  kılmaktadır.

9.Kalkınma Planı verilerine göre 2001 yılından itibaren sürekli gelişen  Mobilya Sektörü, Dünya’da ilk 25’te,Avrupa’da ise ilk 6.sırada yer almaktadır. Bu da sektörün büyüme potansiyelinin bir göstergesidir. Bu potansiyeli belirlemek adına 2014 yılı itibari ile Türkiye Yurtiçi Mobilya talep projeksiyonu yaklaşık 14.000.000.000 $ civarında yapılmaktadır. Bu rakam ise bugüne göre % 133 lük bir büyümeyi öngörmektedir. Sürekli büyüme kalıcı  hale getirildiği sürece sadece iç talebe bağlı olarak  Mobilya sektörü de genel ekonomik büyümenin üzerinde yıllık %13 büyüme potansiyeline sahip olacaktır. Ancak  ülkemizdeki tüm reel sektörler gibi mobilya sektörü de kredi faizlerinin aşırı yüksekliğinden , Türk Lirasının aşırı değerlenmesinden , istihdam üzerindeki vergilerin ağırlığından , kayıt dışılığın kontrol altına alınamamasından  dolayı olumsuz etkilenmektedir.

200 metrekare atölyelerden , 100 bin metrekare tesislere kadar  üretimi yapılan bir ürün olan mobilya; üretici firma sayısındaki fazlalık ile  diğer sektörlerden farklılaşmaktadır.

Değişen dünya ve  yaşam  anlayışı ile birlikte Mobilya da bir ihtiyaç olmanın yanında  zevk ve yaşam alanlarının vazgeçilmezi olmayı başarmış , mekanların  aksesuarı olarak sadece üst gelir  gruplarının değil geniş toplum kesimlerine hitap edecek tarzda modern mimarideki yerini almıştır.

19 yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında daha çok sarayları ve ağa konaklarını tefriş için kullanılan mobilya günümüzde sektörün endüstrileşmesi ile geniş kitlelere hitap eder hale gelmiştir. Sektörün gelişimi ve genel ekonomik gelişmişlik açısından bunun faydası görmezlikten gelinemez. Ancak her sektörde olduğu gibi mobilya sektöründe de aktörler doğuş ve gelişim bölümünde sergilemiş oldukları başarıyı olgunlaşma döneminde gösterememekledirler.

Başarısız olunan nokta nedir?  Bu açıdan bakıldığında öncelikle mobilyaya  anlam katan  unsurlar  estetik, fonksiyonellik ve aksesuar gibi  önemli ayrıntılardır; Bir de günümüzün bakış açısına göre doğru malzemenin seçimi önemli bir konudur. Estetiği, fonksiyonelliği ,aksesuarı  seçilen tarza uygun malzeme ile yoğuracak işinin ehli tasarımcı eksikliği sektörün dünya piyasaları ile rekabet etmesinde önündeki en büyük engeli teşkil etmektedir.Şu halde Türkiye Mobilya sektörü %90 oranında iç piyasa bağımlı olarak çalışmaktadır. Sektörün içerideki dalgalanmalardan etkilenmeden büyüyebilmesinin yolu ise ortak zevklere veya odaklanılan pazarın zevklerine göre dizayn ve tasarıma ağırlık vermekten geçmektedir. Kısacası  esasta farklılıkları ortaya koyacak kadroları sektöre kazandırmak yegane çözüm yoludur.

Sektörün ikinci ana sorunu MARKALAŞAMAMA veya markalaşmanın ehemmiyetinin henüz yeterince algılanamamasıdır. Buna  çok büyük  ihtiyaç vardır. Fakat markalaşmanın önemi ve markalaşmanın ifade ettiği anlam maalesef sektör temsilcileri tarafından henüz doğru olarak ve yeterince algılanabilmiş değildir.

Dünyada bütün gelişmiş sektörlerin ortak özellikleri rekabete paralel olarak yan sanayinin de  gelişmişlik düzeyi bakımından ileride olmasıdır.

Bu sektörlerde üretici ihtiyaçlarını çok iyi anlayabilen, üretici ile aynı tarzda  düşünebilen teknik ve yönetim kabiliyeti  gelişmiş, hızlı cevap verebilen, kalitesini sürekli artıran güçlü işbirlikçilere her zaman ihtiyaç vardır. Sektör bu eksikliği mutlak surette aşmalıdır. AB’ye girme sürecindeki ülkemiz için yapacağımız en önemli katkılardan  biri de sektörün  özgün dizaynlar oluşturabilme, üretkenlik kabiliyetini geliştirme  ve buna bağlı olarak ta küresel pazarda daha geniş payları elde etmemize imkan sağlayacak yapılanmalara gidilmekte geç kalınmamasıdır. Unutmayalım ki fırsatlar  baki değildir.

 

 


Mobilya imalat haberleri
Yükleniyor
mobilya fuarları





» Ana sayfa | » Makaleler | » Tedarikçiler | » Firma Ekle | » İletişim

© 2008 mobilyaport.com | Site içeriğinde yer alan hiçbir fotoğraf ve metinler mobilyaport un izni olmadan ticari amaçla kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz. İnternet ortamında kullanılamaz. Aksine hareket edenler hakkında ihtara gerek duyulmaksızın yasal işlem yapılır. | Yasal Uyarı
ilicMedia